içindeki canavar

“Herkes, beraberinde taşıdığı bir parmaklığın ardında yaşıyor. Şimdi hayvanlarla ilgili bunca şey yazılmasının nedeni de bu. Özgür ve doğal bir yaşama duyulan özlemin ifadesi. Oysa insanlar için doğal yaşam, insanca yaşamdır. Ama bunu anlamıyorlar. Anlamak istemiyorlar. İnsan gibi yaşamak çok güç, o nedenle hiç olmazsa kurgusal düzeyde bundan kurtulma isteği var… Hayvana geri dönülüyor. Böylesi, insanca yaşamaktan çok daha kolay.” Kafka/Dönüşüm

içinde bir canavar var. binlerce yıldır sosyalleşmeye çalışan ancak her fırsat bulduğunda dışarı çıkmak için ruhunu tırmalayan… ağır bir baskı var, içindeki canavarla bütünleşmeni engelleyen. hiçbir şeyi içinden geldiği gibi yaşamana izin vermeyen bir baskı…fazla mı realist ya da nevrotik, kimsenin seni olduğun gibi sevmemesi. canavarın tek ihtiyacı kendi olmak ve koşulsuz sevilmek. ama büyük bir çelişki var. canavarın doğası ‘zarar’ veriyor. ‘zarar’ verilen sevemiyor. var olmanın dayanılmaz ağırlığı ruhuna çöküyor. evrense iki yüzlü bir yaratık. her zerresi ikilemlerle dolu.nefret ettiğini sevmek, sevdiğinden nefret etmek…sonra huzuru bulma çabaları. nafile. evrim daha da canavarlaştırırken, bir yandan da evcilleştirmeye çalışıyor. evrim iki yüzlü bir yaratık. hem seviyor, hem nefret ediyor.


Yorum bırakın