To Raspberry

Ben yine bir şey fark ettim ^^ Ben dediklerimden değil de hep demediklerimden pişmanlık duymuşum. O yüzden bir şeyler denen, o denen şeylerin ağırlığı altında ezilen olmaktansa diyen ve dediklerimle ne yapacağının seçimini karşı tarafa bırakan olmayı seçiyorum. Bu ara pokemonum bu. Yehuuuu!! Hadi başlayalım; bir arkadaşımla görüşmeyi kestikten sonra blogunda bir yazısını okumuştum. Nedense bana yazdığını düşünmüştüm. Hayatımın dörtte üçünde, benimle ilgili olmayan şeyleri üstüme alınmak gibi bir huy edinmiştim ki son çeyrekte bunu değiştirebildiğime inanıyorum. Sık sık kendime, “bu seninle ilgili değil, bu onunla ilgili bir şeyler söylüyor” diyorum ve bil bakalım ne oluyor, gerçekten de öyle çıkıyor ^^ O yazıyı bana ithafen yazdı sanıyor ama kendisine yazdı. Ben de, bunu onun da fark edebilmesini istediğim için yazıyorum.

Artık görüşmediğim, bana iyi gelmeyen, benim de ona çok iyi gelmediğimi söyleyen, ilişkiyi bitirme cesareti gösteremediği için benim göstermeme içi dolu fıçıcık gibi öfke fışkıran sevgili ex arkadaşım, bu sözlerim sana; Kendi küçük ve güvenli dünyanda hapsolduğunda, bunun haricindeki her şey sana korkunç, aşağılık ve çürümüş gelebiliyor. Her şey sana içkin, insanlar kötü ve sana kötülük yapıyor gibi geliyor. Halbuki her zaman dediğim gibi insanlar bazen sadece kendisi oluyor ve bu başkasına fazla gelebiliyor/zarar verebiliyor. Bunda ne onun ne de senin suçun var. Bu kadar.

Hayatı yaşamaktan korktuğunda, hayatı yaşayanlardan nefret etmek sanırım kaçınılmaz oluyor. Hayatı yaşamadığında, baş etmen gereken sorunlar da olmuyor, tek düze, sürprizsiz şekilde devam edebiliyorsun. Seçimlerinde başına bir şey gelmiyor, hayatın akışında bir şeyler geliyor ve senin suçun olmuyor, hayatın suçu oluyor. Bu aslında hayatının sorumluluğunu almaktan kaçmak, yaşamaya cesaret edememek, sana verilenle, sana razı görülenle yetinmek demek oluyor. Hayatı yaşadığında ise inişler – çıkışlar, aşklar – ayrılıklar, bol bol hatalar, yanlış seçimler, kavgalar, bitişler, yenilikler, çokça üzüntü, bazen mental rahatsızlıklar, bazen çokça mutluluk, kahkahalar, maceralar ve genel olarak da hayat ve eğer yeterince cesursan bunların hepsiyle başa çıkacak tecrübeyi ediniyorsun. O zaman, senden farklı düşünen, farklı yaşayan, farklı bakan herkese karşı optimum bir empati geliştirebiliyorsun. Senden başka herkesin kötü olmadığını, sadece senin iyi olmanın mümkün olmadığını, böyle düşünmenin kibirden kaynaklandığını, hayatın sadece siyah ve beyaz olmadığını anlıyorsun. Ve bu muzazzam bir hediye. İşte söyleyeceklerim bu kadar ex arkadaşım. Başkasına kustuğunu sandığın kinin aslında yaşayamadığın hayatına, cesaret edemediğin olasılıklara, yapamadığın hatalarına… Ben bunu öğrendim, belki sana da faydası olur.

Kendime sevgiler ❤

Published by


Yorum bırakın