gulyabaniyim

    • What About You?

  • korteks

    ölüm aklına bir kez düştü mü insanın er ya da geç buluyor onu. açıkça zamansız. yaşamı bir kez sorgulamaya başlayınca ve o nihai cevapları asla bulamayınca ölüm kaçınılmaz oluyor. yaradılışa ters aslında. mutlu mesut yaşayıp ölen milyonlar varken, sen neden mutsuzsun? zaten öleceksen yaşamanın manası ne? bu soruyu bir kez sordun mu, o çıkmaz sokağa giriyorsun. doktora gidebilirsin. psikiyatr kapısı aşındırırsın bi süre. ilaç filan kullanırsın. beynindeki o “arızalı” bölümü “düzeltmeye” çalışırlar. yaşamın, varoluşun, mutluluk kavramının sorgulandığı o tümörü yok etmek isterler ama nafile çaba. kanser gibi yayılır git gide. ah ne depresif. ergenlik sanrıları.

     

    değil.

     

    ölmek için var olan canlının yaşamak için verdiği savaş. acınası.

    ama izleyip keyif alan bir yaratıcının “var” olduğunu düşünmek daha ızdırap verici. yokluğunu kabul etmek daha kolay, binlerce dindarın aksine.

     

     

    Bunu paylaş:

    • X'te paylaşın (Yeni pencerede açılır) X
    • Facebook' da Paylaş (Yeni pencerede açılır) Facebook
    Beğen Yükleniyor…
    Haziran 5, 2021

  • ve sonrası özgürlük

    bir bakmışsın, sen gerçekten sensin.

    yine hassas, yine düşünceli…istemediğini açıkça söyleyen. denizi görünce mutlu olan. hayatındakilerin kıymetini bilen. tam olduğun gibi. önceden de olduğun gibi ya zaten.

    anlaşılma derdi olmadan, zorunda kalmadan, maruz kalmadan, maruz bırakmadan, değersiz hissetmeden sensin.

    bir çift göz, seni olduğun gibi gören. içini ısıtan. huzur veren. incitmeyen. saf olduğunu bilen, bunu nimet sayan.

    teşekkürler. ^^

    Bunu paylaş:

    • X'te paylaşın (Yeni pencerede açılır) X
    • Facebook' da Paylaş (Yeni pencerede açılır) Facebook
    Beğen Yükleniyor…
    Nisan 18, 2017

  • filmlerdeki gibi değil

    hayatının dibe vurduğu ve çılgınlar gibi çıkış yolu aradığın bir zamanda, en sevdiğin şarkılardan biri çalmaya başladığında, birdenbire aklına dahiyane bir fikir gelmiyor.

    hızla yerinden kalkıp bilgisayarın başına geçip, uzun zamandır istediğin ama yapamadığın şeyi yapamıyorsun.

    hiç düşünülmemiş girişimci bir fikirle ticarete atılıp zengin de olmuyorsun.

    yani olmuyor işte. bunlar filmlerde oluyor.

    böyle arada bir bildiğini yeniden biliyorsun filan.

    Bunu paylaş:

    • X'te paylaşın (Yeni pencerede açılır) X
    • Facebook' da Paylaş (Yeni pencerede açılır) Facebook
    Beğen Yükleniyor…
    Mart 14, 2017

  • Mom, am i suicidal?

    hissettiklerim yüzünden üzmek istemem.

    ama.

    bir gün intihar etme ihtimalimi saklı tutmak için çocuk sahibi olmak istemiyorum.

    çünkü bazı insanlar “ne olursa olsun” bunu yapar.

     

     

     

     

    Bunu paylaş:

    • X'te paylaşın (Yeni pencerede açılır) X
    • Facebook' da Paylaş (Yeni pencerede açılır) Facebook
    Beğen Yükleniyor…
    Ekim 3, 2016

  • hatıralar

    dün gibi ve hiç olmamış gibi hafızamda bazı şeyler…

     

    Bunu paylaş:

    • X'te paylaşın (Yeni pencerede açılır) X
    • Facebook' da Paylaş (Yeni pencerede açılır) Facebook
    Beğen Yükleniyor…
    Haziran 4, 2016

  • Moment 

    Kulağımda Kat Edmonson’ın Summertime’ı.

    Yüzümde hafif ve serin bir rüzgar.

    Üşengeçliğimin özeti sallama çayım.

    Üstümde ekose desenli kırmızı pijamalarım.

    Ayağımda pofuduk terlikler.

    Kendimi bildim bileli üşüdüğümden peluş sabahlığım..

    Huzurluyken yazamıyorum diye düşünürken, dürtükleyen ilham perisi.

    Kendini bir şey sanan alter egom.

    Nane mollalığımın eseri boğaz ağrım.

    Belki saatler sonra bu huzuruma burun kıvıracak gizli melankolim.

    Gökyüzünde akşamdan kalma makyajımı temizlemek istediğim pamuksu bulutlar.

    Çiçekli bahçemdeyim.

    Ufak şeylerle mutlu eden yanıma minnetle, anı yaşıyorum..

    Bunu paylaş:

    • X'te paylaşın (Yeni pencerede açılır) X
    • Facebook' da Paylaş (Yeni pencerede açılır) Facebook
    Beğen Yükleniyor…
    Ekim 28, 2015
    alter ego, an, ekose, huzur, ilham, kat edmonson, melankoli, moment, peri, pijama, pofuduk, summertime

  • sen kimin ölmesini istersin?

    sen kimin ölmesini istersin?

    hadi itiraf et. bu en vahşi duygunu. kendine bile itiraf edemediğini.

    mesela; seninle aynı şeye inanmayanlar ölsün mü? ya da aynı siyasi görüşte olmayan?

    mağdurlar, hayatın sillesini yemiş olanlar? orospular ölsün mü mesela?

    olmak istemediği bir bedende hapsolmuş hissedenler? eşcinseller ölsün mü?

    ya da liseden arkadaşın, hani şu zengin koca bulup senin hayallerindeki hayatı yaşayan arkadaşın, ölsün mü?

    hadi itiraf et.

    çünkü sen değilsen, kim? katil kim?

    birileri bunu istiyor. ve birileri öldürüyor. birileri ölüyor.

    bunu isteyen sensin. bizzat sen. senin yanındaki.

    toplumlar, kendilerine benzeyenden seçerler liderlerini.

    [kiralık katiller tutarlar]

    sonra gidenlerin ardından ağıtlar yakarlar. lanetlerler katili.

    birilerini öldürmek, yok etmek istiyorsun.

    farklıyı, aykırıyı, senin sahip olamadıklarına sahip olanları öldürmek istiyorsun.

    hadi kabul et.

    Bunu paylaş:

    • X'te paylaşın (Yeni pencerede açılır) X
    • Facebook' da Paylaş (Yeni pencerede açılır) Facebook
    Beğen Yükleniyor…
    Eylül 3, 2015
    be brave, eşcinsel, katil, kiralık, my brightest diamond, siyasi, vahşi

  • things that no longer exist

    yüksek lisans mezunu beyinlerinizi kendinize saklayın! akademik kariyerleriniz de size kalsın. başarı olarak nitelendirdiğiniz kalıplarınız, sorgulamadan gittiğiniz okullar, yarışarak girdiğiniz mülakatlarınız size kalsın. başarılı evlilikleriniz, bildiğiniz diller…hepsi size kalsın.

    ben başarının ve başarısızlığın, boyun eğmenin ve başkaldırının, yaşamla ölümün, akıllıyla delinin ince çizgisiyim. ben insanım. olmaktan köşe bucak kaçtığınız insanım ben. doğrularla yanlışlarla, dayatılana karşı çıkmakla. kendi doğamla başa çıkmaya çalışan bir insanım. olmaktan korktuğunuzum. söylemekten çekindiğiniz kelimelerim. en acımasız eleştirinizim. duymaktan hoşlanmadığınız buruşuk gerçeklerim. acının dışa vurumuyum. size ölümü hatırlatanım. hayatınızın boşluklarından su gibi sızanım. ön yargılıyım. sizin gibi. kıskancım. kabul etmek istemediğiniz egoyum. itiraf edemediğiniz fantezilerinizim. içinizdeki canavarım. yüzünüzdeki maskeyim ben. bastırdığınız iç güdünüzüm. çıkar üzerine kurduğunuz ilişkilerinizim.

    baktığınızda mutlu olmadığınız gökyüzünden mutlu olanım. kargaları ve fareleri ve böcekleri sevenim. ötekilere yakın hissedenim. ötekileştirdiklerinizdenim. “ötekiyim”.

    beni uzaklaştırın. göremeyeceğiniz, duyamacağınız yerlere saklayın. bastırın. kapatın. yok edin.

    farkındayım. kabulleniyorum. bütünleşiyorum.

    Bunu paylaş:

    • X'te paylaşın (Yeni pencerede açılır) X
    • Facebook' da Paylaş (Yeni pencerede açılır) Facebook
    Beğen Yükleniyor…
    Ağustos 11, 2015
    akademik, öteki, death, evlilik, exist, fare, karga, kariyer, mülakat, no longer, things, things that no longer exist, yarış

  • içindeki canavar

    “Herkes, beraberinde taşıdığı bir parmaklığın ardında yaşıyor. Şimdi hayvanlarla ilgili bunca şey yazılmasının nedeni de bu. Özgür ve doğal bir yaşama duyulan özlemin ifadesi. Oysa insanlar için doğal yaşam, insanca yaşamdır. Ama bunu anlamıyorlar. Anlamak istemiyorlar. İnsan gibi yaşamak çok güç, o nedenle hiç olmazsa kurgusal düzeyde bundan kurtulma isteği var… Hayvana geri dönülüyor. Böylesi, insanca yaşamaktan çok daha kolay.” Kafka/Dönüşüm

    içinde bir canavar var. binlerce yıldır sosyalleşmeye çalışan ancak her fırsat bulduğunda dışarı çıkmak için ruhunu tırmalayan… ağır bir baskı var, içindeki canavarla bütünleşmeni engelleyen. hiçbir şeyi içinden geldiği gibi yaşamana izin vermeyen bir baskı…fazla mı realist ya da nevrotik, kimsenin seni olduğun gibi sevmemesi. canavarın tek ihtiyacı kendi olmak ve koşulsuz sevilmek. ama büyük bir çelişki var. canavarın doğası ‘zarar’ veriyor. ‘zarar’ verilen sevemiyor. var olmanın dayanılmaz ağırlığı ruhuna çöküyor. evrense iki yüzlü bir yaratık. her zerresi ikilemlerle dolu.nefret ettiğini sevmek, sevdiğinden nefret etmek…sonra huzuru bulma çabaları. nafile. evrim daha da canavarlaştırırken, bir yandan da evcilleştirmeye çalışıyor. evrim iki yüzlü bir yaratık. hem seviyor, hem nefret ediyor.

    Bunu paylaş:

    • X'te paylaşın (Yeni pencerede açılır) X
    • Facebook' da Paylaş (Yeni pencerede açılır) Facebook
    Beğen Yükleniyor…
    Temmuz 29, 2015
    canavar, dönüşüm, die verwandlung, evren, franz kafka, inner, jeff buckley, kafka, metamorfoz, mojo pin, monster

  • hey hpyocrite!

    İkiyüzlülüğün insana özgü bir yanı var. Psikolojide bir karşılığı yok. Çünkü diğer canlılar gibi hayatta kalma içgüdüsüyle yapılan bir davranış değil. Tamamen ibneliğine ikiyüzlüyüz.

    Bunu paylaş:

    • X'te paylaşın (Yeni pencerede açılır) X
    • Facebook' da Paylaş (Yeni pencerede açılır) Facebook
    Beğen Yükleniyor…
    Eylül 19, 2014
    i’m only joking, içgüdü, ikiyüzlü, kongos, psikoloji

Önceki Sayfa Sonraki Sayfa

WordPress.com’da Blog Oluşturun.

  • Abone Ol Abone olunmuş
    • gulyabaniyim
    • WordPress.com hesabınız var mı? Şimdi oturum açın.
    • gulyabaniyim
    • Abone Ol Abone olunmuş
    • Kaydolun
    • Giriş
    • Bu içeriği rapor et
    • Siteyi Okuyucu'da görüntüle
    • Abonelikleri Yönet
    • Bu şeridi gizle
%d