denizleri yaratıp gözleri kör eden, aşkı yaratıp ölümü var eden, müziği yaratıp kulakları sağır eden bir ‘tanrı’ya inanmamı beklemeyin.
bu varlığıma ihanet olur.
denizleri yaratıp gözleri kör eden, aşkı yaratıp ölümü var eden, müziği yaratıp kulakları sağır eden bir ‘tanrı’ya inanmamı beklemeyin.
bu varlığıma ihanet olur.
Fotoğraflarında ne vardı biliyor musun? Dalgın ve çıplak kadınlar. Bence bir kadın çıplakken yalnız olmamalı. çıplaklık bu dünyada savunmazlık.
Bir de çıplak ayaklık.
Hani ilişkiyi bitirmek istersin ama bir türlü söyleyemezsin. Tek kelime edilmeden yenen yemekler, eskisi gibi tutkulu olmayan sevişmeler…görünmez bir duvar.
Gecenin bir yarısı uyanır ona bakarsın. Bazen yatağın kenarında oturursun kafan aşağıda, gözlerin ayaklarında. Ama bir şey hissetmezsin. Gitmek istesen çıkıp gidebilirsin, ama gitmezsin. Bir şeyler düşünürsün farkında olmadan. ‘Fotoğrafları baskıdan almam lazım!’. ‘Süt bozuldu sanırım, yarın atmalıyım’. ‘Balıklara bugün yem vermiş miydim?’.
Peki ya ağaçlara ne demeli? Neden sadece yaşlı ve yalnız olanları seviyorsun? Yalnız kalmaktan mı korkuyorsun? Yaşlanmaktan mı? Ölmekten mi? Zaten yalnız mısın? Hani şu kalabalıklar içindeki.